Malum olduğu üzere bağlar, asmalar yaşlandıkça, şaraplar da yıllandıkça çekicilikleri de güzellikleri de artar. Anadolu topraklarından gelip geçmiş devletlerin neredeyse tümünde bağlar ekildikleri yerler itibariyle medeniyetin de sınır çizgilerini çekmişler. Her medeniyet kendi efsanelerini nasıl beraberinde getirdiyse bizzat şarabın da hikayeleri mitleri çağlar boyu süre gelmiş.

Bu renkli hikayeler silsilesinde karaftar a konu olan şarap için de bir tanrının varlığını yazmadan geçmek olmazdı. Boynumuza borç olanı olduğu gibi doğru şekliyle anlatayım istedim.

Efendim Yunan mitolojisine göre asıl oğlan bildiğiniz gibi Zeus tur. Üzümlerin Cabernet Sauvignon u gibi bilmeyeni, lafını dinlemeyeni yoktur. Bu koskoca Zeus türlü güçlerinin yanı sıra azıcık gözü dışarda  biridir. Gül gibi karısı Hera duruken  -ki Hera da üzümlerin Merlot u sayılır- sen kalk Semele diye bir el kızına meylet. Semele ölümlüdür ama gönül ferman dinlememekte olup zaten ferman sahibi de Zeus un kendisidir.

Neyse konu dağılmasın Zeus ve Semele hoş beşi sonrasında  ( o kadar kusur mitolojide de olur )  Semele hamile kalır. Hera hilkatten kıskanç bir kadın olup ( ki bu mevzuda kitaba göre  haklıdır da ) ,

-ben kocamı kandıran Semele ye bir ders vereyim anlasın dünya düz mü yuvarlak mı demiş ve  Semele yi kenara çekip ona demiş ki :

‘Bu Zeus sana her bir şeyini gösterdi de neden yüzünü göstermiyor !. Fikri Hera nın söyledikleriyle dolan ve böylece gaza gelen  Semele, Zeus tan kendisine yüzünü göstermesini istemiş.

Zeus , yapma etme seni de beni de yakarsın dese de lafını  dinletememiş. Malum her daim yıldırmlarla dolaşan Zeus u gören Semele bunu görür görmez korkudan oracıkta ölmüş. Bu arada iki canlı olan Semele nin karnında sonraları şarap tanrısı olacak olan Dionysos dururmuş.

Zeus tabi baba yüreği, yavruyu anasının karnından çıkarıp kendi baldırına yerleştiriyor. Başına bunca şey gelen Dionysos ancak orada gelişip doğabiliyor. Gördüğünüz gibi bir tanrı kolay yetişmiyor. Bu nedenle de ona anadan olma babadan doğma ya da  ‘’ iki kez doğan ,, manasına gelen Dionysos adı verilmiştir.

Dionysos un ömrü kıskanç kadın Hera dan kaçmakla geçer. Sonrasında bağ bostan gezerken üzümü, şarabı ve sarhoşluğu keşfeder. Böyle böyle gezip dururken bizim memlekete de uğrar ve yolu Frigya dan geçer. Verimliliğin büyük tanrıçası Kybele ile karşılaşır ve Kybele sırlarını açıklar çok şey öğretir. Bunca şey öğrendikten sonra, verimlilik, dram ve şarap tanrısı olarak anılmaya başlar. Dikkatinizden kaçmamıştır, orada da kural değişmemiş başarılı tanrının arkasında bir Kybele vardır.

Fikirleri gittikçe serpilen Dionysos bunları paylaşmaya da başlar. Ona göre her şarap kadehinin bir anlamı vardır. İlki sağlığı, ikincisi aşk ve zevki üçüncüsü uykuyu dört ve sonrası ise şiddete yol açacak duygu karmaşasını simgeler. Dionysos bir kadının inceliğine sahip, çevresine neşe dağıtan, az buçuk kibirli yer yüzü tanrısı olarak bilinir. Tanrıların ve insanların acılarına karşı  (şaraptan da olabilir vebali boynuna)  kibirli bir kayıtsızlık halindedir. Temsil ettiği cinsel coşkuya rağmen büyük aşk maceraları yaşamamış, harama uçkur çözmemiş Giritli prenses Ariadne ile evlenmiştir.

Plato, insanın gençken makul ölçüde şarap içmesini tavsiye eder. ona göre, Dionysos insanlığa, yaşlılığın huysuzluğuna karşı bir ilaç bahşetmiştir ki, ruhumuzdaki öfke şarapla sertliğini kaybeder, yumuşar eğilir, bükülür ve gençliğimiz geri gelir.

Karaftar net olarak bağımızın bahçemizin kadehlerin paşasını tanıtmak boynumuzun borcuydu.

Bu hikayenin derlenmesinde bana yardımı olan kıymetli ‘Apelasyon , yazar ve bilen ekibine teşekkürlerimi sunarım.

 

 

Author

Write A Comment