Category

Kırmızı Şarap

Category

Ma’adra… Antik Ege halklarının Madra Dağları’na layık gördüğü, bugüne dek değişmeden gelen ad… Ana tanrıça Ma’nın kocası… Madra.

Madra dağları, kudretli görünümü ve verimli toprakları ile eski Ege halklarınca onurlandırılmış ve ancak ana tanrıça Ma’ya layık görülmüş olmalı ki dağlar bu isimle anılmışlar…

Ma’adra…Yani, ana tanrıçanın kocası…Ana tanrıça Ma’nın kocası olarak anıldı Madra dağları, bin yıllarca… Biz de ana tanrıça Ma ile dağlardan doğan şarabımıza aynı ismi verdik… Ma’Adra…

Yukarıdaki giriş satırları Maadra şarapçılığın kendilerini anlattıkları web sayfasının da başlangıcı. Ülkemizin, üzerinde yaşama şansını bulduğumuz toprakların nice efsane ve medeniyetlerin ortak vatanı olduğunu değişik vesilelerle görme fırsatı buldukça her gün daha fazla mutlu oluyorum. Çağımızda hikayesi olmayan kişi başkanlık yarışında bile şanslı görülmüyor. Ekonomik kazanımlar ve ülkelere kaynakların akması için bile yazılacak hikayelere ihtiyaç var. Markalaşma denen şeyin önemi her geçen gün çok daha fazla artıyor. Kırk kere söyledim kırk bir olsun. İki milyar dolarlık fındık satıyoruz. O fındığı alıp çikolatalı krema yapanlar bir isim koyup kırk beş milyar dolarlık satış yapıyorlar.

Bir ülkenin toprakları tarımsal anlamda çok bereketli olabilir. Ama bizim ülkemizde olduğu gibi her santiminden bir medeniyet, efsane fışkırması bir servettir. Maadra bunu fark eden kıymetli üreticilerden. Yaptıkları şarapların bir hikayesinin olması elbette önemli ancak ülke olarak bu hikayeyi herkese anlatmamak anlaşılır bir şey değil. Tadımını yapıp yorumlama imkanımızın olduğu yüzlerce çeşit şarabımız var. Ne mutlu bizlere artık bu şansa sahibiz. Burada Maadra nın bir şarabını yorumlayıp geçebilirdim, ama yukarıdaki hikayeyi merak ettirmek istedim. Belki sizlerin de okumasına vesile oldum.

Maadra 2015 Merlot- Syrah- Cabernet Sauvignon. Alkol % 13. Ayvalık yöresindeki bağlarında üretilmiş. Üzümlerin dağılımı lezzet yorumu konusunda da fikir verebilir. Ağırlık % 60 Merlot, diğer iki üzüm % 20 ile katkıda bulunmuşlar. Kadehe aktarıp üst yüzeyi dikkatle incelediğinizde, hafif opak, yakut renginde ve temiz. Kadehe aldıktan sonra burun ilk etapta kapalı. İlk damakta  Syrah tan gelen biberimsi notalar dikkat çekiyor. Merlot un baskın olması akla çok meyvemsi bir şarap getirse de bu yönüyle dengelenmiş. Kızılcık sevenler için lezzet paletinde bulunması bir şans. Çok baskın olmayan vişne de fonda eşlik ediyor. Reçelleşip hantallaşmamış ama kesinlikle de bekletmeden açılıp yudumlanması gereken bir şarap. Asit oranı çok belirgin değil, alkol  oranından da anlaşılacağı gibi rahatsız etmiyor. Orta gövdeli ve kısa bitişli bir şarap. Zamanla içerdiği sepajlar arasında bazı oransal değişikliklerle yoluna devam edeceğini ve gelişeceğini düşünüyorum. Şu anki haliyle Soslu hindi, çok baharatlı olmayan kırmızı etlere eşlik eder. Fiyat kalite performansı ise gayet iyi.

Son yorumum etiketi ile ilgil olacak. Bir çok şarap firmamız kendilerini yansıtan ve uzaktan da görülse aidiyeti belli eden etiketlere henüz  uzaklar. Maadra bu yönüyle çok zarif, dikkat çekici ve ayırt edici bir tasarım oluşturmuş. Bu haliyle tam bir etiket şıklığını yalın ve özgün çizgilerle yakalamış, bu yönüyle kutlanmayı hak ediyor.

 

Likya Kızılbel, Merlot-Syrah-Ögüzgözü 2017. Alkol %15

Likya nın Elmalı platosundaki bağlarının bin yüz metre yükseltisinde ki Antalya bölgesinin sıcağında ancak nefes alabilen omcaların marifetleri yazmakla bitmiyor. Likya şarapçılığın Bursa daki tadımında iki şarap için ben bu şarapları izlerim arkadaş.. notunu almıştım. Bunlardan kırmızı olanı Kızılbel 2013 idi. Henüz ergenlik çağlarında ama görünüşüyle ben başkayım diyen manken adayları gibi bir duyumsal zenginlikle hafızamda yer edip gitmişti. Yıllar yaramış derler ya Kızılbel için bunu söylemekte hiç bir çekincem yok. Viyana ‘ daki dünya şampiyonasından altın madalya ile dönmesi beni ayrıca mutlu etti..

Kadehe koyup şöyle bir keyifle rengine baktım. Kadehin tam üzerinden yüzeye pırıl pırıl. Berrak mı berrak koyu canlı bir yakut yer yer bordo ile karışıyor. Üçlü kupajın her birinden gelen renk ve aromaların ortak ürünü olan bu üst düzey kupajı kadehi sallamadan derin bir solukla içime çekiyorum. Vanilyadan yapılma bir yayığın içinde karamelize tütün, bal peteği, yeşil biber, kara dut suyunun çırpıldığını hayal etmeye çalışın. İlk yudumda, siyah kirazla kırmızı eriğin ahududuyla ezildiğini ve minnacık bir tutam karabiber in atıldığını da hayalinizden esirgemeyin. Elma şekerini hatırlamayan yoktur, çok sever ısırmaya çalışırken kırıntılar dilimize dudağımıza yapışırdı. Bu kırıntılar ve  damaktaki tat çeşninizin mineral baloncuklarla çok az ekşilikle dilin iki tarafını okşadığını da ekleyin. Tüm bunların uzuna yakın bir süre damağınızda burnunuzda dolaştığını da altına yazıp topladıktan sonra karşısına altın madalyayı içinizin tüm rahatlığıyla yazabilirsiniz.

Belli bir süre meşede kalmış gibi bir aromatik yapı olmasına rağmen fıçı görmeden şişelenmiş şişede dinlenmiş bir şarap. Terruardan gelen zengin fenolik yapı Likya şarapçılığın üst düzey şarapçılık performansıyla da birleşince bütün sivrilikleri heykeltraş ustalığıyla yontulmuş,  Henüz bir yaşında ama en az beş yılın olgunluğunda, dengesinde ve dinginliğinde. Alkol % 15 ancak karafta yarım saat geçtikten sonra geriye kalan üst sınıf bir lezzet cümbüşü. Bu şarabın tadına varmak için bir parça bu ülkenin ürünlerine karşı sevgi yeter. Herhangi bir eşlikçi arıyorsanız bir çift tatlı söz bir güler yüzle bir şişeyi bitirdiğinizi fark etmeyecekseniz. Üç farklı karakterin tek bedende hayat bulup bambaşka  -ama kesinlikle yapmacık olup sırıtmadan-  bir kişi olarak karşınıza çıktığını göreceğiniz ender kupajlardan. Bu bağlar eskiyip kökler daha da derine gittikçe fıçıda bekleme zamanları muhtemelen değişkenlik gösterecek, bukelerin de oluştuğu daha büyük şarap mertebesinde ürünlere imza atılacaktır.

Bu şarabı ilk tattığımda da şimdi de aynısını söylemek isterim; izlemeye devam !. Şu anki burun, damak ve renkteki koyu yakut bordo canlılığını göz önüne aldığımda % 15 alkolü de tartıya koyunca beş yıl daha seve seve keyifle içilir. Fiyat kazanç kalite skalasında rakibi neredeyse bulunmayan bu şarap için Özkan kardeşlere öncelikle bu yazıda, bilahare de bizzat teşekkür etmek boynumun borcu olsun diyerek Kızılbel  gösterisinin perdesini kapatmak istiyorum.

 

 

Consensus 2012 Syrah-Cabernet Sauvignon-Merlot. Alkol %14,5. Arkas şarapçılığın prestij markası olarak yola çıkıp yıllar içinde daha fazla bilinmeye başlayan üst kategoride üretilen bu şarabını yorumlarken iki ayrı deneyimi bir yazıda birleştirmeye çalışmak istiyorum. Şarapların yıllar içindeki gelişimleriyle ilgili fikir sahibi olabilmek benim için gerçekten değerli. Rafta gördüğüm bir şişeyi gönül rahatlığıyla seçebilmeye yaradığı gibi, zamanda yolculuk yapma şansı da oluyor. 2012 rekoltesi olan bu şarap 18 ayını meşede yıllanarak geçirmiş. Tadımı yaptığım tarih ise Eylül ayı 2018.

Üretildiği yılda şarabın nasıl yorumlandığını ve geçen senelerin nasıl bir değişime neden olduğunu kısaca toparlamam gerekirse, şarap tadımlarını uzun süredir keyifle izlediğim ‘Beyaz Yakılı Gurme, sayfasında kıymetli Alp Kırdal ın 2012 yorumlarına ulaşma şansım oldu. Üçlü kupaj için düşüncelerini şöyle sıralamış :

”Koku: Temiz, gelişen ve orta kuvvette bir koku yapısı var. Burunda fıçının etkisi oldukça hissediliyor, meyvemsi aroma daha arkadan geliyor.

Damak: Orta üstü gövdeki, yuvarlak orta kuvvetli tanenler ve orta üstü asiditeye sahip. Aromalarda vanilya ve tarçın ağırlıkta, kırmızı meyve, tütün ve mineralite gibi notalar daha geri planda.

Değerlendirme: Kompleks diyebilirim ve orta uzunlukta da bir bitişe sahip. Fıçı entegrasyonu iyi oturmamış. Yıllanma potansiyeli yine de 2-3 sene var. Soslu makarnalar, köfte ile yudumlanabilir.; şeklinde bir yorumu Alper bey in kendi sitesinde de bulmanız mümkün.

Consensus yıllar içinde adının içeriği gibi üç üzümün aralarında sağladıkları gönül birliğiyle yolculuğuna gayet güzel devam etmiş. Nitekim 2018 tadımında geçen zamanın rengini fazla yoramadığını görmek mümkün. Koyu yakut opak kenarsa minimum bir renk açılması izleniyor. Koku karafta bekletme sonrasında gayet geniş bir yelpazede. Fıçıyla barışık, vanilyanın dostluğunda tütün, siyah erik kuru incir vişne reçeli geliyor. Damakta asidite fenolik zenginlikle uyumlu diri bir şarap örneği sergiliyor. Alkol yüksek derecede olmasına rağmen karafta geçen yarım saat sonrasında rahatsızlık vermeyecek bir durumda. Bazı şarapların zaman içinde yapısındaki fenolik yapı eridikçe geriye alkol baskınlığı kalıyor ve bize de adeta votka vişne içmek kalıyor. Consensus için bu söylenemez. Geçen yıllar burun ve damağı zenginleştirmiş, fıçı entegrasyonu olumlu seyretmiş orta bitimli, içimi keyifli bir şarap haline dönüşmüş.

Son yıllarda bu firmanın daha dengeli ve kalıcı şaraplar üretmeye başladığını örnekleriyle biliyorum ve çok memnun oluyorum.

Consensus fiyat kalite performansını karşılamış firmanın üst fiyat kategorisindeki şarabı. Bazı keyif akşamları, dost sohbetlerinde kırmızı etlerle gayet güzel uyum sağlar ve tavsiye edilir düzeyde. Benim tattığım şişe toplam 39000 şişelik üretimin 17158. şişesi idi. Bu etiket ayrıntısı firmanın ürün gamında Consensus un farklı bir yere oturduğunu göstermesi açısından da bilinmesi gereken bir detay. Bu rekoltenin diğer şişelerinin de içenlere keyif vermesini temenni ederim.

 

Urla Boğazkere 2012. Alkol % 14.5

Meşe ile yaklaşık bir yıl hasbıhal ettikten sonra şişede de dinlenip aramıza katılan güzel bir Boğazkere örneği. Aynı şarabı üç yıl ardışık olarak neredeyse dikey tadım detaylarıyla yorumlama şansına sahibim.

İlk tadımı 2015 yılında yapmış ve koyu bordo renkli yoğun tanenli henüz yumuşamaya yuvarlaklaşmaya ihtiyacı olduğu notunu düşmüşüm. Bitimde damakta kuruluk hissi verdiğini gövdeli ve uzun bitişli olduğunu yazmışım notlarıma.

Bir sonraki yılda benzer yorumlar sonrası bu şarabı izlemekte yarar var, fiyatı yüksek düzeyde ve tadını çıkarabilmek için uygun zamanda ve karafa alınarak içmek gerekir diye bağlamışım.

İki yıl aradan sonra 2012 yılının bu şık Boğazkere rekoltesini 2018 Eylül ayında; ”ben bu şarabı yeterince izlemiş miyim acaba,, diye bir kez daha tattım. Mantar hala formunu koruyor, mantarda herhangi olumsuz bir koku yok. Şişenin içi meşenin gerisine saklanmış mahçup kahve tütün krema aromaları kokuyor. Bu şarabın hakkı karaftır deyip aktarıyorum. Bir s saat sonra kadehte canlı koyu bordo kenarlarda çok minimal kiremit halka var. Burun da açılmaya başladı. Kuru incir, bal, siyah erik, vişne reçeli ve fıçıdan gelen vanilya dikkat çekiyor.

İlk yudum sonraı zamanın bazı kadınlara yaradığı gibi bu yakışıklı şaraba da yaradığını anında hissediyorsunuz. Yuvarlaklaşmaya başlayan, damağı eskisi gibi kurutmayıp bir yudum daha alma hissini veren henüz tam ipeksi olmasa da gövdesi gayet akıcı ben buradayım diyen bir lezzet buketi içimi rahatlattı. Vişne, bal, vanilya ve kuru incir harmanı gerçekten orta üst bitişte, alkol neredeyse hiç hissedilmiyor. Çıta son derece dengeli ve üst düzeyde kurulmuş.

Pek çok baharatlı baharatsız et yemeğine keyifle eşlik edebilecek kadar gelişmiş, uzun bitimli ve içilmesi son derece keyifli bir şarap haline gelmiş. Fiyatı kalitesi uyumlu ancak nispeten yüksek skalada bir fiyat. Bazı özel akşamların bu keyifli eşlikçisini akılda tutmakta yarar var. Her türlü dost sohbetine adeta bir kadeh konyak içer gibi tek başına da katılabilecek kadar da centilmen duruşlu bir kırmızı.

Üreticiyi Diyarbakır’ın bu özgün üzümünü Urla gibi sıcak bir iklim düşük rakımda ustaca yorumlamasından dolayı kutlamak gerekir. Gelişimini bir beş yıl daha sürdüreceğini düşünüyorum. İmkan olsa her sene bir tane alınıp hemen her şarap sever bir şişe keyfini çıkarabilse.