Şairin de dediği gibi;

Doğrusunu istersen her şeyim vardı,

Hemen her şeyim ağzına kadar.

Bir sen eksiktin, sen yoktun.

Bursa da böyle bir kent, her şeyi var. Sanayiden tarıma, turizmden hizmet sektörüne ve tarihin derinliklerine kadar her şeyi.

Allah vergisi doğası ve konumu ve sahip olduklarıyla her zaman özel bir yer olan Bursa’nın artık bir de şato tipi şarap üreticisi var.

Şaraptar tadım grubu olarak geçtiğimiz hafta sonunda Bursa’ nın ilk şato tipi üreticisi Yusta Şarap Bağına bir gezi yaptık. Mudanya’ ya giderken Devlet Hastanesi yol ayrımından Yörükali köyüne doğru dönüp yarım saat gibi kısa süreli yolculuk sonrasında Yusta Bağ Evine ulaştık.

Yusta Şarapçılık sahibi Yıldırım Beyazıt USTA ve kızı Aslı USTA tarafından güler yüzle karşılandık. Tesis içinde keyifli bir sohbet eşliğinde üretimden şişelemeye kadar her türlü detayı da öğrenme fırsatı bulduk. Yusta Bağları, doksanlı yıllarda arazi itibarıyla alınmaya başlanmış, içerisinde zeytin ve incir dahil pek çok ürünün de olduğu şekliyle 60 dönümlük bir genişliğe ulaşmış. Bağlar on iki yıllık ve Fransız kırmızı ve beyaz şaraplık üzüm çeşitleri üzerinde de önemle duruluyor. Kırmızılardan C. Sauvignon, Merlot, Syrah, ve Malbec, beyazlardan da S. Blanc ve Chardonnay üzümleri üretiliyor.

Bir ara yerli kırmızılardan Boğazkere ve Öküzgözü ekilmiş olsa da istenen üretim kalitesine ulaşılamayacağı fark edilince, Fransız kırmızılarıyla aşılama yapılarak değişim sağlanmış. Beyaz üzümler için hasat zamanı Ağustos ayının ikinci yarısıyken, kırmızılarda Eylül ayının 15 i ve sonrası uygun bulunmuş. Bağın genel toprak yapısı killi-kireçli olup, güney yamacından esen Poyraz bağların serinlemesini sağlıyor. Sulama yapılmayan bağın mikro kliması gelişim için fazlasıyla yeterli.

Yıldırım Beyazıt Usta ve önolog Jean Luc Colin, her detayda bir araya gelip gereken en üst düzey titizliği gösteriyorlar. Fıçı seçimine kadar bu durum yansıyor, Fransız Radoux ve Seguin Moreau sıfır meşe olarak en çok iki kez kullanılıyor. Üzüm çeşitlerine göre 12 ila 20 ay süreyle meşe fıçılarda bekletilip, sonrasında şişeleme ve şişede dinlendirme uygulanıyor.

Tadımını yaptığımız ürünler 2017 yılının ürünleriydi.

İlk olarak Chardonay üzümünden yapılmış ve 12 ay meşede dinlenmiş % 14,5 alkollu bir 2017 tattık. Asidite ve fenolik zenginliği gerçekten son derece dengeli olduğundan, bu derece bir alkol boğazda yakıcılık oluşturmadan bir yudum daha alma hissini sağlıyor. Oldukça güçlü olan bu beyazın, terruardan gelen yoğun mineral ve meyve ile belli ki üç sene daha zirve yolculuğu devam edecek. Fıçıdan gelen vanilya ve tereyağı zaten bu tarz şarapların parmak izi durumunda. Orta üst düzey bitişi olan bu keyifli beyazı, soslu balık ve tavuklar ile de çok rahat eşleştirip kıymetli konuklarınıza da bir ayrıcalık yaşatma şansınız var.

Tadımını yaptığımız ikinci ürün 2017 bir blend. C. Sauvignon, Merlot, Syrah ve Malbec. Her sepajın yaklaşık aynı oranda temsil edildiği bu dengeli şarabın alkol derecesi % 15. Fıçıda bekleme süresi ise 20 ay. Yoğun bir kırmızı ancak bu gövde asit ile güzel dengelenmiş. Ferahlatıcı ve içim hoşluğuyla akılda kalıyor. Sıfır Fransız meşe de uzun süre kalmasına rağmen meşeye yaslanmadan, sadece meşenin narin dokunuşlarıyla katmanlanmış bir durumda. Tütün, vanilya , kırmızı meyveler ,karamel ve Syrah dan gelen kara biber harmanı belirgin. Henüz erken içildiğini yoğunluğuyla hissedebiliyorsunuz. İmkanı olanların birkaç şişe alıp yıllar içinde tadımını yaparak gelişmelerini takip edebilecekleri güzel bir kırmızı kupaj örneği olmuş.

Üçüncü şarabımız bir Bordo kupajıydı. C. Sauvignon ve Merlot dan yarı yarıya tasarlanmış yimi ay meşe fıçıda dinlenmiş sonrasında de bir yıl kadar şişede yolculuğuna devam edip kadehlerimize gelmiş. Alkol % 15 ve meşeyle son derece barışık bu baş pehlivanın on sene rahat sürecek gelişim yolculuğunun ilk senesini tadıp yorumlama şansı bulduk. İki güçlü ama farklı özellikteki kırmızının hemhal olmuş şeklini merak edip iki farklıdan bir benzeşin zarif halini görmek isteyenlerin alıp tatmasını öneririm. Uzun bitimli bu kırmızının da yolculuğuna tanık olmak isteyenlerin şişelerini alıp uygun koşullarda bekletmelerini isterim doğrusu.

Son olarak ise henüz satışta olmayan Syrah üzümünden yapılmış sepajı Yıldırım Beyin grubumuza jesti olarak tattık. Bu ürün de sıfır meşede 20 aylık bir dinlenme sonrası şişe uykusu ile gelişmiş ve kadehimize gelmişti. Hem meslek hem şarap tadımında büyüğüm olan Yıldırım Beyazıt Usta’ nın direkt söylemese de sanki bir parça daha fazla göz ağrısı olduğunu hissettiğim mükemmel bir terruar syrahı tatma şansı buldum. Cumartesi günleri kapıları herkese açık Yusta Şarap Evi ve bağlarına gidecek olanların, sanırım tadıp unutamayacakları bir ürün.. Bulunduğumuz ilin sınırları içinde oluşu da ayrıca bir şansımız oldu. Syrahı burada yorumlamayıp, fırsat yaratarak Yustaya konuk olanların kendilerinin tatmasını ve ev sahibimizden de bu konuda jestini esirgememesini gönülden diliyorum.

İlimiz sınırları dedim, burası için şans dedim, meslek büyüğüm dedim ve bunları birkaç cümlede harmanlamak istedim; dünyanın her yerinde Göz sağlığı denildiğinde adı saygınlıkla geçen ve davet üzerine de her yerde bu mesleği icra edebilecek zirvede bir insanın, şarap gibi ülkemizin koşullarının da son derece acımasız olduğu bir konu ve yerde ‘’emekleme düzeyinden başlamayı göze alıp, emeğini ve imkanlarını sonuna kadar kullanıp bu bağı ve üretim tesisini şehrimize kazandırması bir fedakarlıktır. Gelişmiş ülke demek, köyünde, kasabasında mutlu insanların yaşadığı ülke demek. Bu tarz üretimle insanlar ülkemizin her yerinde mutlu ve yeterli gelir düzeyinde yaşama şansı bulacaklar. Kimse mecbur kaldığı için yaşadığı yerlerden kopmayacak. Çocuklarımız da iş ve geçim kaygılarından dolayı yurt dışına gitmenin yollarını aramayacak.

Bu güzel hafta sonu için Yıldırım Beye, kızı Aslı Hanıma, tadım güzellikleriyle şaraplara katman ekleyen Pervin Hanıma, üretimin tüm aşamalarında katkısı olan gıda mühendisi Müge Hanıma ve emeği geçen tüm dostlara çok teşekkür ediyorum.

Bence gidip yerinde görmek lazım bu işte kesin bir Y’USTA lık var.

Author

Write A Comment